25-11-2008, 09:55 AM
Kur’an’ı Kerim’de açıkça geçmemesine rağmen, fıkıh kitaplarının genelinde İslam’ın değişmez cezalarından biri olarak görülen recm, Hz. Muhammed döneminde yaşanan birkaç olaya ve rivayet edilen bazı hadislere dayandırılıyor. Soru yönelttiğimiz Türkiye’nin saygın ilahiyatçıları ise İslam’da vahşice adam öldürmenin olmadığını söylüyor ve artık bu konuya bir nokta konmasını istiyorlar…
Toplumların büyük çoğunluğunda “ahlak dışı” kabul edilen evlilik dışı cinsel ilişki (zina), ilahi dinlerde kesinlikle yasaklanmış büyük bir günah. İslam dininin hükmü olarak görülen ve zina yapana verilen recm (taşlayarak öldürme) cezası, İslam alimlerince çok tartışılan çetrefilli konuların başında geliyor. Fıkıh kitaplarının büyük bir bölümünde
Yazar Sibel Eraslan Gerçek Hayat dergisindeki makalesinde "recm sessizliği"ne dikkat çekiyor ve ilahiyatçıları cesarete çağırıyor...
İslam’ın değişmez cezası olarak görülen recmin dinen geçerliliği, Somali’de yaşayan 23 yaşındaki Ayşe İbrahim’in zina yaptığı gerekçesiyle recmedilmesiyle yeniden gündeme geldi. Ayşe İbrahim’in 50 erkek tarafından katledilişinin “Allah’ın emri” olarak sunulmasına, Türkiye’den en sert tepkiyi İslamcı kadın yazar Sibel Eraslan gösterdi. Eraslan, “İslam’ın mayınlı tarlası” olarak görülen recm hakkındaki görüşlerini belirtirken, konuya “girmekten” çekindiğini de ifade etti.
Gerçek Hayat dergisindeki yazısında, “Recm cezasına dair kapalı veya açık hiçbir emrin Kur'an'da yer almadığını hepimiz biliyoruz. ‘Aslında recm ayeti vardı ama sonradan unutuldu’ demesin kimse. Yazılmış bir kitaptan değil, Allah'ın koruması altındaki Rabbani Söz'den bahsediyorsak, recm yoktur orada” yorumunu yaparak recm yanlısı Müslümanlara tavrını açıkça ortaya koyan Eraslan, bu konuda kaleminin zayıf kalacağını belirterek, insanlık için çok önemli bir çağrıda bulundu. Dünyanın birçok yerinde vuku bulan olaylara rağmen “Recm sessizliğine” dikkat çekti, ilahiyatçılardan “cesaret” ve “ciddiyetle” konuya eğilmelerini talep etti. Sibel Eraslan’ın açıklama beklediği ilahiyatçıların yorumları da, güçsüz gördüğü kaleminden farklı değil.
“Eşi yakalasa bile ceza veremez”
Özellikle muhafazakâr camia tarafından fetva makamı kabul edilen ilahiyat profesörü Hayrettin Karaman’a göre zinanın İslam dinindeki cezası kesinlikle recm değil. “Kur'an-ı Kerim'de evli bekâr ayrımı yapılmadan zina suçunun cezası recm değil 100 sopadır” diyen Karaman, bu yorumu Nur Suresi’nin ikinci ayetine dayanarak yapıyor. Karaman, emredilen yüz sopanın vurulmasının rastgele bir şekilde değil de belli bir standartta yapılması gerektiğine ve cezanın suçluyu suçüstü yakalayan tarafından da verilemeyeceğine dikkat çekiyor: “Bu cezayı, suçluyu suçüstü yakalayan koca bile uygulayamaz. Böyle birinin sorusuna Peygamberimiz ‘Sen bizzat cezayı infaz eder, karını öldürürsen ben de sana kısas uygularım’ demiştir. Suçun sabit olabilmesi için ya itiraf yahut da dört erkek ve iyi ahlak sahibi şahidin fiili çıplak (şüphesiz, açık olarak) görmesi ve tanıklık etmesi gerekir. Bunun ise gerçekleşmesi imkânsız gibidir.”
Prof. Dr. Hayrettin Karaman’a göre zinanın İslam dinindeki cezası kesinlikle recm değil; “Kur'an-ı Kerim'de evli bekâr ayrımı yapılmadan zina suçunun cezası recm değil 100 sopadır” Karaman, emredilen yüz sopanın vurulmasının rastgele bir şekilde değil de belli bir standartta yapılması gerektiğine ve cezanın suçluyu suçüstü yakalayan tarafından da verilemeyeceğine dikkat çekiyor
--------------------------------------
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş, adres olarak Tevrat’ı gösteriyor: “Kur’an’dan önceki dönemde zina suçuna taşlama cezası uygulanırdı. Çünkü bu husus Tevrat’ın açık hükmüdür. Hz. Peygamber, kendisine özel hüküm gelmeyen konularda kitap ehlinin uygulamalarına ve Arap geleneğine uyardı. Taşlamanın vuku bulduğu hakkındaki rivayetler, zina konusunda Kur’an’ın hükmü gelmeden önceki döneme ait olmalıdır.”
--------------------------------------
Prof. Hayri Kırbaşoğlu: İslam fıkhında recm cezasının varlığını iddia eden pek çok İslam âlimi, bunun Kur’an’la herhangi bir ilgisinin bulunduğunu ileri sürmüş değildir. Sadece bu konuda birtakım rivayetlere dayanmaktadırlar. Konuyla ilgili rivayetleri bütünlük içerisinde ve hem isnad hem de metin tenkidi uygulayarak kapsamlı bir incelemeye tâbi tutamadıkları için de, bunların Kur’an’ın celde hükmünü değiştirebileceğini düşünerek ciddi bir hata işlemişlerdir.
--------------------------------------
Hidayet Şefkatli Tuksal: Kur’ân-ı Kerim’de zina eden kişilere ve zina ihbarı yapan kişilere yönelik âyetler, Hz. Aişe'ye atılan zina iftirası sonrasında nazil olmuştur. Bu ayetlerden önce zina eden kişilere yönelik kurumsal herhangi bir cezalandırma yoktur.
Hayrettin Karaman’ın bu görüşüne rağmen zina yapanlara verilen “taşlayarak öldürme” cezası nereden geliyor peki? Recm olayını 14 Mart 2008 tarihli yazısında ele alan eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş, adres olarak Tevrat’ı gösteriyor: “Kur’an’dan önceki dönemde zina suçuna taşlama cezası uygulanırdı. Çünkü bu husus Tevrat’ın açık hükmüdür. Hz. Peygamber, kendisine özel hüküm gelmeyen konularda kitap ehlinin uygulamalarına ve Arap geleneğine uyardı. Taşlamanın vuku bulduğu hakkındaki rivayetler, zina konusunda Kur’an’ın hükmü gelmeden önceki döneme ait olmalıdır.”
Osmanlı’nın vukuatı tek
Arapların eski âdetlerinde de olduğu söylenen recm cezası İslam coğrafyasında ilk defa Hz. Muhammed tarafından iki Yahudi’ye Tevrat’ın hükmüne göre verilmiş. Bunun dışında birkaç uygulamanın olduğu da rivayet edilmiştir. Osmanlı’da sadece bir defa; Dördüncü Mehmed'in padişahlığı döneminde, Yahudi bir erkekle ilişkiye giren Müslüman bir kadının Sultanahmet Meydanı'nda taşlandığı tarih kitaplarında geçer. Türk İslam toplumunda recm olayı yok denecek kadar az olsa da, günümüzde çok tartışılan ve bir türlü önüne geçilemeyen “töre cinayetleri” bir anlamda “örfi kanunlarla” uygulanmış recm yerine geçiyor.
Gelişmemiş ve radikal İslam anlayışının hâkim olduğu toplumlarda görülen recm hadiselerini resmi ya da gayriresmi olarak uygulayan ülkelerden başlıcaları; İran, Sudan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Somali, Nijerya, Pakistan ve Afganistan… Katledilenlerin yüzde 90’ı ise kadın. Zina yaptıkları gerekçesiyle bellerine kadar gömülüp taşlanan kadınların birlikte olduğu erkeklerin görmezden gelinmesi de dinen varsayılan uygulamayla ters düşüyor.
Toplumların büyük çoğunluğunda “ahlak dışı” kabul edilen evlilik dışı cinsel ilişki (zina), ilahi dinlerde kesinlikle yasaklanmış büyük bir günah. İslam dininin hükmü olarak görülen ve zina yapana verilen recm (taşlayarak öldürme) cezası, İslam alimlerince çok tartışılan çetrefilli konuların başında geliyor. Fıkıh kitaplarının büyük bir bölümünde
Yazar Sibel Eraslan Gerçek Hayat dergisindeki makalesinde "recm sessizliği"ne dikkat çekiyor ve ilahiyatçıları cesarete çağırıyor...
İslam’ın değişmez cezası olarak görülen recmin dinen geçerliliği, Somali’de yaşayan 23 yaşındaki Ayşe İbrahim’in zina yaptığı gerekçesiyle recmedilmesiyle yeniden gündeme geldi. Ayşe İbrahim’in 50 erkek tarafından katledilişinin “Allah’ın emri” olarak sunulmasına, Türkiye’den en sert tepkiyi İslamcı kadın yazar Sibel Eraslan gösterdi. Eraslan, “İslam’ın mayınlı tarlası” olarak görülen recm hakkındaki görüşlerini belirtirken, konuya “girmekten” çekindiğini de ifade etti.
Gerçek Hayat dergisindeki yazısında, “Recm cezasına dair kapalı veya açık hiçbir emrin Kur'an'da yer almadığını hepimiz biliyoruz. ‘Aslında recm ayeti vardı ama sonradan unutuldu’ demesin kimse. Yazılmış bir kitaptan değil, Allah'ın koruması altındaki Rabbani Söz'den bahsediyorsak, recm yoktur orada” yorumunu yaparak recm yanlısı Müslümanlara tavrını açıkça ortaya koyan Eraslan, bu konuda kaleminin zayıf kalacağını belirterek, insanlık için çok önemli bir çağrıda bulundu. Dünyanın birçok yerinde vuku bulan olaylara rağmen “Recm sessizliğine” dikkat çekti, ilahiyatçılardan “cesaret” ve “ciddiyetle” konuya eğilmelerini talep etti. Sibel Eraslan’ın açıklama beklediği ilahiyatçıların yorumları da, güçsüz gördüğü kaleminden farklı değil.
“Eşi yakalasa bile ceza veremez”
Özellikle muhafazakâr camia tarafından fetva makamı kabul edilen ilahiyat profesörü Hayrettin Karaman’a göre zinanın İslam dinindeki cezası kesinlikle recm değil. “Kur'an-ı Kerim'de evli bekâr ayrımı yapılmadan zina suçunun cezası recm değil 100 sopadır” diyen Karaman, bu yorumu Nur Suresi’nin ikinci ayetine dayanarak yapıyor. Karaman, emredilen yüz sopanın vurulmasının rastgele bir şekilde değil de belli bir standartta yapılması gerektiğine ve cezanın suçluyu suçüstü yakalayan tarafından da verilemeyeceğine dikkat çekiyor: “Bu cezayı, suçluyu suçüstü yakalayan koca bile uygulayamaz. Böyle birinin sorusuna Peygamberimiz ‘Sen bizzat cezayı infaz eder, karını öldürürsen ben de sana kısas uygularım’ demiştir. Suçun sabit olabilmesi için ya itiraf yahut da dört erkek ve iyi ahlak sahibi şahidin fiili çıplak (şüphesiz, açık olarak) görmesi ve tanıklık etmesi gerekir. Bunun ise gerçekleşmesi imkânsız gibidir.”
Prof. Dr. Hayrettin Karaman’a göre zinanın İslam dinindeki cezası kesinlikle recm değil; “Kur'an-ı Kerim'de evli bekâr ayrımı yapılmadan zina suçunun cezası recm değil 100 sopadır” Karaman, emredilen yüz sopanın vurulmasının rastgele bir şekilde değil de belli bir standartta yapılması gerektiğine ve cezanın suçluyu suçüstü yakalayan tarafından da verilemeyeceğine dikkat çekiyor
--------------------------------------
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş, adres olarak Tevrat’ı gösteriyor: “Kur’an’dan önceki dönemde zina suçuna taşlama cezası uygulanırdı. Çünkü bu husus Tevrat’ın açık hükmüdür. Hz. Peygamber, kendisine özel hüküm gelmeyen konularda kitap ehlinin uygulamalarına ve Arap geleneğine uyardı. Taşlamanın vuku bulduğu hakkındaki rivayetler, zina konusunda Kur’an’ın hükmü gelmeden önceki döneme ait olmalıdır.”
--------------------------------------
Prof. Hayri Kırbaşoğlu: İslam fıkhında recm cezasının varlığını iddia eden pek çok İslam âlimi, bunun Kur’an’la herhangi bir ilgisinin bulunduğunu ileri sürmüş değildir. Sadece bu konuda birtakım rivayetlere dayanmaktadırlar. Konuyla ilgili rivayetleri bütünlük içerisinde ve hem isnad hem de metin tenkidi uygulayarak kapsamlı bir incelemeye tâbi tutamadıkları için de, bunların Kur’an’ın celde hükmünü değiştirebileceğini düşünerek ciddi bir hata işlemişlerdir.
--------------------------------------
Hidayet Şefkatli Tuksal: Kur’ân-ı Kerim’de zina eden kişilere ve zina ihbarı yapan kişilere yönelik âyetler, Hz. Aişe'ye atılan zina iftirası sonrasında nazil olmuştur. Bu ayetlerden önce zina eden kişilere yönelik kurumsal herhangi bir cezalandırma yoktur.
Hayrettin Karaman’ın bu görüşüne rağmen zina yapanlara verilen “taşlayarak öldürme” cezası nereden geliyor peki? Recm olayını 14 Mart 2008 tarihli yazısında ele alan eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş, adres olarak Tevrat’ı gösteriyor: “Kur’an’dan önceki dönemde zina suçuna taşlama cezası uygulanırdı. Çünkü bu husus Tevrat’ın açık hükmüdür. Hz. Peygamber, kendisine özel hüküm gelmeyen konularda kitap ehlinin uygulamalarına ve Arap geleneğine uyardı. Taşlamanın vuku bulduğu hakkındaki rivayetler, zina konusunda Kur’an’ın hükmü gelmeden önceki döneme ait olmalıdır.”
Osmanlı’nın vukuatı tek
Arapların eski âdetlerinde de olduğu söylenen recm cezası İslam coğrafyasında ilk defa Hz. Muhammed tarafından iki Yahudi’ye Tevrat’ın hükmüne göre verilmiş. Bunun dışında birkaç uygulamanın olduğu da rivayet edilmiştir. Osmanlı’da sadece bir defa; Dördüncü Mehmed'in padişahlığı döneminde, Yahudi bir erkekle ilişkiye giren Müslüman bir kadının Sultanahmet Meydanı'nda taşlandığı tarih kitaplarında geçer. Türk İslam toplumunda recm olayı yok denecek kadar az olsa da, günümüzde çok tartışılan ve bir türlü önüne geçilemeyen “töre cinayetleri” bir anlamda “örfi kanunlarla” uygulanmış recm yerine geçiyor.
Gelişmemiş ve radikal İslam anlayışının hâkim olduğu toplumlarda görülen recm hadiselerini resmi ya da gayriresmi olarak uygulayan ülkelerden başlıcaları; İran, Sudan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Somali, Nijerya, Pakistan ve Afganistan… Katledilenlerin yüzde 90’ı ise kadın. Zina yaptıkları gerekçesiyle bellerine kadar gömülüp taşlanan kadınların birlikte olduğu erkeklerin görmezden gelinmesi de dinen varsayılan uygulamayla ters düşüyor.